Arkeolojik Derin Analiz
Habergo.com.tr’de yayımlanan haber, Türkiye’nin güneybatısında Muğla ili sınırları içinde yer alan Göcek Körfezi ile Marmara Denizi kıyı bölgelerinde yürütülen su altı arkeolojik araştırmalarına odaklanmaktadır. Bu projede, özellikle deniz altında kısmen veya tamamen korunmuş antik kent kalıntılarının üç boyutlu (3D) dijital modelleri oluşturulmakta; bu süreçte çoklu sensörlü denizaltı araçları, yan taramalı sonar sistemleri ve fotogrametrik yöntemler entegre bir şekilde kullanılmaktadır. Göcek Körfezi, Ege Denizi’nin doğusunda, Fethiye Körfezi’nin kuzeydoğusunda konumlanan stratejik bir liman bölgesidir ve antik dönemde Likya ve Karia kültürel etkileşim alanının kesiştiği bir noktada yer alır. Marmara Denizi ise tarih boyunca Trakya ile Anadolu arasında köprü görevi görmüş, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait önemli denizaltı miraslarına ev sahipliği yapmıştır. Haberde vurgulanan dijitalleştirme süreci, yalnızca görsel belgeleme amacını taşımamakta, aynı zamanda jeolojik yükselme (uplift) ve deniz seviyesi değişimlerinin arkeolojik dokuya etkilerini nicel olarak ölçmeye yönelik bir metodolojiyi de içeriyor.
Kritik Bulgular
- Göcek (Muğla) ve Marmara Denizi kıyılarında yer alan batık antik yerleşimler, 3D dijital haritalama teknikleriyle belgeleniyor.
- Yan taramalı sonar, çok hüzme ses dalgası (multibeam echosounder) ve su altı fotogrametrisi gibi non-invaziv yöntemler kullanılıyor.
- Proje, deniz seviyesi değişimleri ve neotektonik hareketlerin arkeolojik dokuya etkilerini anlamaya yönelik jeo-arkeolojik veri üretmeyi hedefliyor.
Tarihsel Bağlam
Göcek ve benzer kıyı bölgelerindeki batık yapıların incelenmesi, Doğu Akdeniz’deki neotektonik aktivite ve Holosen deniz seviyesi değişimleri bağlamında önem taşımaktadır. Özellikle Gökçeada (İmroz) güney kıyılarında gözlemlenen beş ayrı bölgedeki beachrock (sahil kayası) oluşumları, Holosen yükselmelerinin jeomorfolojik kanıtlarını sunmaktadır [1], [2]. Bu tür doğal oluşumlar, antik liman yapılarının yer değiştirmesini veya sular altında kalmasını tetikleyebilir. Ayrıca, Yunanistan’ın Naxos Adası kuzey kıyısında yer alan yarı-batık Grotta yerleşimi üzerine yapılan marine geo-arkelojik araştırmalar, ultra-sığ sularda (0 ila -5 m) İnsansız Yüzey Aracı (USV) kullanımıyla yüksek çözünürlüklü batimetrik haritalama ve fotogrametri uygulamalarını başarıyla test etmiştir [3]. Pavlopetri (Güney Yunanistan) gibi MÖ 3. binyıldan kalma tamamen su altında kalmış Neolitik-Bronz Çağ yerleşimlerinin belgelenmesinde de benzer non-invaziv teknikler öne çıkmıştır [4]. Bu çalışmalar, Göcek ve Marmara’daki projelerin uluslararası metodolojik çerçeveye nasıl uyum sağladığını göstermektedir.
Benzer Keşifler
- Pavlopetri Su Altı Yerleşimi: MÖ 2000 civarından kalma tamamen su altında kalmış bir yerleşim olan Pavlopetri, yüksek çözünürlüklü fotogrametri ve multibeam sonar ile haritalanmıştır. Göcek ve Marmara projeleriyle benzer non-invaziv metodoloji paylaşır.
- Grotta (Naxos) Yarı-Batık Yerleşimi: Yunanistan’ın Naxos Adası kuzeyindeki Grotta, İnsansız Yüzey Aracı (USV) ile ultra-sığ sularda haritalanmış ve 3D görselleştirilmiştir. Göcek’teki çalışmalarla teknik ve coğrafi açıdan paralellik gösterir.
- Aegina Antik Liman Kompleksi: Ege Denizi’nde Aegina Adası açıklarında keşfedilen batık liman tesisleri, otomatik taban segmentasyonu ve akustik veri entegrasyonuyla haritalanmıştır. Göcek’teki liman kalıntılarıyla fonksiyonel ve metodolojik benzerlik taşır.
Arkeolog Notu
Arkeolojik veriler ışığında, Göcek Körfezi ve Marmara Denizi kıyılarındaki bu dijital haritalama girişimi, yalnızca teknolojik bir gösteri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’in Holosen paleocoğrafyasını yeniden inşa etme çabasının temel bir bileşenidir. Bölge, neotektonik olarak aktif bir zon üzerinde yer aldığından, denizaltı kalıntıların konumsal analizi, hem tektonik uplift oranlarını hem de küresel iklim değişikliğinin yerel yansımasını ayırt etmemize olanak tanır. Özellikle Likya kıyı şeridindeki batık liman kalıntıları, antik deniz ticareti ağlarının dinamiklerini anlama açısından stratejik öneme sahiptir. Bu projenin en büyük katkısı, su altı arkeolojik mirasın ‘statik kalıntı’ değil, ‘dinamik jeo-tarihsel süreç’ ürünü olduğunu vurgulayarak, koruma politikalarını da bu paradigma çerçevesinde yeniden tanımlamasıdır.
Kaynaklar
- [1] Images from G okçeada beachrock formations a ) L1: distant; and b)...
- [2] (continued ) Beachrock location Sample no (Beta Lab) Sample no ...
- [3] Marine geo-archaeological mapping using Unmanned Surface Vehicle (USV). Case study: ancient semi-submerged settlement of Grotta Naxos, Greece - ScienceDirect
- [4] (PDF) HENDERSON, J. C., GALLOU, C., FLEMMING, N. AND SPONDYLIS, E., 2011: The Pavlopetri Underwater Archaeology Project: Investigating an ancient submerged town