Arkeolojik Derin Analiz
Yeni bir çalışmaya göre, günümüzde Rusya Federasyonu sınırları içinde yer alan Doğu Sibirya’daki Baykal Gölü çevresinde yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar yaklaşık 5.500 yıl önce ölümcül bir veba salgınıyla karşılaşmış olabilir. Araştırmacılar, Angara Nehri kıyısındaki dört mezarlıkta gömülü 42 bireyin dişlerinden eski DNA örnekleri alarak yaptıkları incelemede, 18 kişide vebaya yol açan Yersinia pestis bakterisinin genetik izlerini belirledi. Bu bulgular, şimdiye kadar saptanan en eski veba salgınına işaret ediyor. 12 Çalışmada elde edilen veriler, mezarlıklardaki ölümlerin tek bir döneme dağılmış rastlantısal ölümlerden çok, en az iki ayrı salgın sırasında gerçekleşmiş olabileceğini düşündürüyor. Genetik tarihleme, ilk salgının yaklaşık 5.500 yıl önce, ikinci dalganın ise bundan 400 ila 600 yıl sonra yaşanmış olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, DNA’nın korunma durumu ve arkeolojik bağlam nedeniyle tüm bireylerin ölüm nedenlerinin kesin olarak belirlenemediğini, bu nedenle vebanın bu topluluklarda yaygın ve ölümcül bir rol oynadığını olasılıklar üzerinden tartıştıklarını vurguluyor. 23 Araştırma ekibi, bu erken dönem Yersinia pestis soylarında günümüzdeki bakteri türlerinde bulunmayan bazı genetik özellikler belirledi. Bu genlerden birinin bağışıklık sistemini çok güçlü şekilde harekete geçiren bir protein üretiminde rol oynadığı ve özellikle çocuklarda ağır seyirli enfeksiyonlara yol açmış olabileceği değerlendiriliyor. Angara Nehri kıyısındaki mezarlıklarda veba DNA’sı tespit edilen bireyler arasında çocukların görece yüksek oranda olması da araştırmacıların yaş ve bağışıklık durumu gibi etkenlere bağlı farklı etkilerden söz etmesine neden oluyor. 4 Çalışma, vebanın kökenine ilişkin tartışmalara da yeni veriler ekliyor. Sibirya’daki bu avcı-toplayıcı gruplarda erken Yersinia pestis soylarının bulunması, bakterinin ilk ortaya çıktığı coğrafyanın Orta ya da Kuzeydoğu Asya olması ihtimalini güçlendiriyor. Araştırmacılar ayrıca, Baykal bölgesinde yaşayan marmot gibi kemirgenlerin bakteri için ilk hayvan konak türleri arasında yer almış olabileceğini belirtiyor. Bu tablo, vebayı yalnızca Ortaçağ Avrupası ve kent salgınlarıyla ilişkilendiren yaygın algının, arkeolojik ve genetik verilerle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor. 56
Kritik Bulgular
Baykal Gölü ve Angara Nehri çevresindeki dört mezarlıkta gömülü 42 avcı-toplayıcı bireyin dişlerinden eski DNA analizleri yapıldı ve 18’inde Yersinia pestis tespit edildi.
Genetik tarihleme, bölgede yaklaşık 5.500 yıl önce başlayan ve birkaç yüzyıl arayla iki dalga halinde gerçekleşmiş olabilecek veba salgınlarına işaret ediyor.
Erken dönem Yersinia pestis soylarında çok güçlü bağışıklık yanıtını tetikleyen bir gen belirlendi; bu özelliğin özellikle çocuklarda ağır seyirli enfeksiyonlarla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.
Veriler, küçük ve hareketli avcı-toplayıcı toplulukların da ciddi veba salgınlarıyla karşılaşmış olabileceğini ve yoğun tarım yerleşimleri ile kentlerin bu hastalığın ortaya çıkması için zorunlu koşul olmadığını destekliyor.
Tarihsel Bağlam ve Geçmiş ile Bağlantılar
Veba genellikle Avrupa’daki Kara Ölüm gibi Ortaçağ salgınları ve kalabalık kent ortamlarıyla anılıyor. Ancak Baykal Gölü çevresindeki bu 5.500 yıllık bulgular, hastalığın insanlık tarihindeki varlığının çok daha eskiye gittiğini ve tarım devrimi sonrası nüfus yoğunlaşmasıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, Yersinia pestis’in atası olan ve bağırsak enfeksiyonlarına yol açabilen Yersinia pseudotuberculosis’ten en az 5.700 yıl önce ayrıldığını ve bu ayrışmanın ardından yeni bir hastalık tablosunun ortaya çıkmaya başladığını belirtiyor. 23 Bu sonuçlar, tarih yazımında sıkça anılan Justinianus Vebası ve 14. yüzyıldaki Kara Ölüm’ün aslında çok daha uzun bir biyolojik ve ekolojik sürecin geç safhalarına karşılık geldiğini düşündürüyor. Ayrıca, vebanın kökeninin Orta ya da Kuzeydoğu Asya’da aranması gerektiğini savunan önceki genetik çalışmalar, Baykal çevresindeki bu yeni veri setiyle ek destek bulmuş durumda. 57
Arkeolog Notu
Baykal Gölü çevresinden elde edilen bu veriler, hem arkeoloji hem de hastalık tarihi açısından önemli bir boşluğu dolduruyor. Vebanın yalnızca tarımsal üretime dayalı, kalabalık ve yerleşik toplumların bir sonucu olmadığını, daha küçük ve hareketli avcı-toplayıcı gruplarda da ağır etkiler yaratmış olabileceğini gösteren doğrudan arkeogenetik kanıtlar sunuluyor. Bu durum, erken dönem toplulukların nüfus dalgalanmalarını değerlendirirken iklim ve göç kadar bulaşıcı hastalıkların da dikkate alınması gerektiğini hatırlatıyor. Buna karşılık, çalışmanın dayandığı birey sayısının sınırlı olması ve eski DNA analizlerinin doğasındaki belirsizlikler nedeniyle salgının şiddeti, yayılım biçimi ve hayvan konak türleri konusunda yapılan yorumlar ihtimaller üzerinden şekilleniyor. Farklı bölgelerden gelecek yeni eski DNA verileri, hem vebanın kökenine hem de avcı-toplayıcı toplumlarda hastalık yükünün nasıl değiştiğine dair bugünkü tabloyu ileride değiştirebilir. Bu nedenle bulguları, genişleyen bir veri setinin önemli bir durağı olarak görmek yerinde görünüyor.
Kaynaklar ve İleri Okuma
[1] The oldest known plague outbreak struck Siberian hunter gatherers 5,500 years ago. zmescience.com. Orijinal Kaynağa Git
[2] Ancient DNA provides evidence of earliest known plague outbreak. theguardian.com. Orijinal Kaynağa Git
[3] Volume 654 Issue 8119, 18 June 2026 - Nature. nature.com. Orijinal Kaynağa Git
[4] Oldest known plague victims found in a 5,500-year-old burial ground in Siberia — and many of them were children. livescience.com. Orijinal Kaynağa Git
[5] Oldest-known plague outbreak came 5,500 years ago in Siberia - The Globe and Mail. theglobeandmail.com. Orijinal Kaynağa Git
[6] Oldest Known Plague Outbreak Discovered in 5,500-Year-Old Siberian Burial Site | IFLScience. iflscience.com. Orijinal Kaynağa Git
[7] Ancient DNA reveals a plague outbreak in Siberia 5,500 years ago .... cidrap.umn.edu. Orijinal Kaynağa Git