Sri Lanka'da Kentlerin Yükselişi ve Çöküşü: Döngüsel Bir Tarih

Yazar:

Yeni bir akademik çalışma, Sri Lanka'nın Erken Tarihî ve Orta Çağ dönemlerinde geçirdiği kentsel dönüşümleri yeniden değerlendiriyor. Anuradhapura ve Polonnaruva gibi başkentlerin yükselişiyle birlikte kırsal alanların nasıl dönüştüğü, ardından kentlerin neden terk edildiği ve toplumun nasıl adapte olduğu inceleniyor. Bu araştırma, geçmişteki kentsel gerilemeleri ve insan topluluklarının çevresel ve siyasi krizlere karşı gösterdiği esnekliği aydınlatmayı amaçlıyor.

Sri Lanka'da Kentlerin Yükselişi ve Çöküşü: Döngüsel Bir Tarih
Görsel: World Archaeology

Arkeolojik Derin Analiz

World Archaeology dergisinde yayımlanan 'From village to state, and back again: cycles of de-urbanization and adaptation in Early Historic and Medieval Sri Lanka' başlıklı çalışma, Sri Lanka'nın kuru bölgesi merkezli kentsel gelişiminin doğrusal bir yükseliş hikayesi olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar Robin Coningham, Christopher Davis, Prishanta Gunawardhana ve Mark Manuel, Anuradhapura gibi ilk kentlerin MÖ 1. binyıldan itibaren geliştiğini, ancak bu kentsel yoğunluğun sürekli olmadığını vurguluyor. Özellikle Erken Orta Çağ'da (MS 600-1100) Anuradhapura çevresinde 292 arkeolojik yerleşim sayılırken, 11. yüzyılda bu sayı yalnızca 11'e düşmüştür. Bu gerileme yalnızca siyasi istikrarsızlıkla açıklanamaz; sulama sistemlerinin bakım eksikliğiyle işlevsiz hale gelmesi, su yönetimindeki merkezi denetimin zayıflaması ve nihayetinde nüfusun daha küçük, dağılmış topluluklara bölünmesiyle sonuçlanmıştır. Çalışma, Sri Lanka’da gelişen 'düşük yoğunluklu kentsel yaşam' (low-density urbanism) modeline dikkat çekiyor. Bu model, Mayalar veya Angkor gibi diğer tropikal kentsel geleneklerle karşılaştırılabilir nitelikte olup, kent merkezlerinin çevresinde geniş, tarıma dayalı yerleşim ağlarının bulunduğu bir yapıyı tanımlar. Polonnaruva döneminde (MS 11-13. yüzyıllar) bu sistem Anuradhapura’dan daha uzun süreli ve dengeli bir dağılım göstermiş; kent merkeziyle kırsal alanlar arasında daha dayanıklı bir ilişki kurulmuştur. Ayrıca, Budist manastırların yalnızca dini değil, aynı zamanda idari ve ekonomik merkezler olarak kırsal yerleşimleri örgütlediği de vurgulanıyor. Bu bulgular, Sri Lanka’nın kentsel tarihinin yalnızca başkentlerin yükselişiyle değil, aynı zamanda bunların gerilediği dönemlerde toplumun nasıl adapte olduğunun da incelenmesini gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Kritik Bulgular

  • Anuradhapura çevresinde MS 600-1100 arasında 292 yerleşim bulunurken, 11. yüzyılda bu sayı 11’e düşmüştür.
  • Sri Lanka’da 'düşük yoğunluklu kentsel yaşam' modeli, sulama temelli tarımsal üretimle desteklenen geniş kırsal ağlarla karakterize edilir.
  • Budist manastırlar, yalnızca dini değil, aynı zamanda kırsal yerleşimlerin sosyo-ekonomik örgütlenmesinde merkez rol oynamıştır.

Tarihsel Bağlam ve Geçmiş ile Bağlantılar

Sri Lanka’nın Erken Tarihî ve Orta Çağ dönemi, genellikle Budist-Sinhali medeniyetinin altın çağı olarak anlatılır. Ancak bu yeni araştırma, bu dönemin yalnızca yükseliş değil, aynı zamanda kentsel gerileme ve yeniden yapılanma dönemlerini de içerdiğini gösteriyor. Anuradhapura, MS 4. yüzyıldan itibaren güçlü bir merkezi yönetim ve karmaşık sulama sistemleriyle gelişmiş, Hint Okyanusu ticaret ağlarında stratejik bir limanı olan Mantai üzerinden Çin seramikleri, Mezopotamya’dan gelen bitüm kaplı kaplar ve Afganistan’dan yarı değerli taşlarla zenginleşmiştir. Ancak 11. yüzyılda başkentin terk edilmesiyle birlikte siyasi merkez önce Dambadeniya ve Kurunagala’ya, ardından da yağışlı güney iç bölgelerine kaymış ve nihayetinde Kandy’de yerleşmiştir. Bu süreçte, kuru bölgede küçük ölçekli sürgün tarımı (swidden cultivation) gibi geçici tarım biçimleriyle yaşam sürdüren topluluklar kalmış, bölge 19. yüzyıla kadar tekrar yoğun biçimde iskan edilmemiştir.

Benzer Keşifler:

  • Angkor’un Hidrolojik Kent Yapısı: Sri Lanka’daki düşük yoğunluklu kentsel yaşam modeli, Kuzey Kamboçya’da Angkor’un 3.000 km²’lik alan üzerinde yayılmış yerleşimleri ve karmaşık hidrolik sistemleriyle karşılaştırılabilir.

Uzman Görüşü

Bu çalışma, yalnızca Sri Lanka’nın kentsel tarihine dair bir düzeltme değil, aynı zamanda 'kentleşme' ve 'çöküş' kavramlarına dair küresel arkeolojik tartışmalara da önemli bir katkı sunuyor. Kentlerin terk edilmesi artık bir felaket olarak değil, toplumların çevresel sınırlar ve siyasi koşullar karşısında gösterdiği bir adaptasyon stratejisi olarak değerlendirilmeli. Özellikle iklim değişikliği ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi gibi günümüz sorunlarıyla bağlantı kurulduğunda, Sri Lanka’daki bu tarihsel döngüler dikkat çekici bir paralellik sergiliyor. Gelecekte, Polonnaruva ve Anuradhapura hinterland’larında yürütülecek jeofizik araştırmalar ve jeoarkeolojik analizler, bu kentsel dönüşüm süreçlerini daha da netleştirebilir. Ayrıca, liman kentleriyle iç bölgeler arasındaki malzeme dolaşımının incelenmesi, ticaret ağlarının kentsel dayanıklılığa nasıl katkı sağladığını anlamamızı sağlayacaktır.


📚 Kaynak Makale:

From village to state, and back again: cycles of de-urbanization and adaptation in Early Historic and Medieval Sri Lanka

Yazarlar: Robin Coningham Christopher Davis Prishanta Gunawardhana Mark Manuel a Department of Archaeology, Durham University, Durham, UKb Department of Archaeology, University of Kelaniya, Kelaniya, Sri Lanka

Dergi: World Archaeology

DOI: 10.1080/00438243.2026.2664414